Valiziyle Gelen Adam

Uzundere köyünün epey bir zamandır yağmur sıkıntısı yaşadığını duymuştum, öyle ki birçok yolu yöntemi denemelerine rağmen damla yağmur düşmemişti, böyle giderse kuraklık gelecekti ve ürünler hep tarlada kalacaktı, köylü bayağı sıkıntı içindeydi.
Bunu duyunca topladım valizimi düştüm uzundere yoluna, beklediğim gibi köylüler kahvelerinde sessiz sedasız umutsuz ve umarsız şekilde oturuyorlardı
Dedim “köyünüze yağmur yağmazmış öyle mi?”
İçlerinden biri hemen öne fırladı.
“Sorma be gardaşım ürünler hep zai olacak ne yaptıysak kar etmey bekliyoz işte ahan bizde”
“Ben size yardımcı olmaya geldim dedim, beni eski model çamaşır makinası olan birinin evine götürün”
Öyle ki dijital olanlar herdaim karmaşık gelmiştir bana o yüzden işimi bildiğim şekilde halletmek istiyordum, bana eski model manuel bir makina lazımdı.
Götürdüler beni bir köylünün evine, makinası tam da istediğim gibiydi, doksanlar tarzı butonlar derece ayarları, sönük bir göstergesi vardı, tam aşina olduğum gibi kullanması oldukça kolay…
Usulca valizimi açtım ve içerisinden çıkardığım kıyafetlerimi makinaya doldurdum tatlı bir sadayla
Köylü ise meraklı bekleyiş içerisinde nasıl bir keramet göstereceğimi öğrenmek istiyor, ne yapacağımı soruyordu ancak ciddiyetle kıyafetleri makinaya attığımı görünce cevaplanmayan soruların yerini buz kesesi bir sessizlik alıyordu.
Makinayı doldurma işi hallolunca çalıştırdım ve köylüye dönerek “merak etmeyin işinizi halldecem” dedim
Yıkama esnasında çay ikram ettiler gofrettir piskevittir ne buldularsa getirdiler sağolsunlar, köyün tarihinden konuştuk, göç edenlerden konuştuk, konuştuk babam konuştuk ve tabi söz dönüp dolaşıp yağmura geliyordu ben de bardaktan şapurrdatarak aldığım her bir yudumdan sonra “merak etmeyiiiin hallediceeeem” diyordum
Çamaşırlar yıkanmıştı koydum sepete..
Herzaman yaptığım gibi “pınarın başından ufak daş gelir” türküsünü ıslıkla çalarak çamaşırlarımı ipe asmaya koyuldum, köylü bir yandan meraklı bakışlarla beni izliyor bir yandan da nasıl bir ulviyetin bu kadar elbise gerektirdiğini merakla anlamaya çalışıyordu
Çamaşırları asınca tekrar geldim oturdum yanlarına “merak etmeyin iki bilemedin üç saate işiniz halloluyor” dedim ve bir bardak daha demli çay istedim
Sonra ne mi oldu ?
İki buçuk saate varmadan gökyüzü kararmaya başladı, üçüncü saate doğru kapkara kesilmiş gökyüzünde artık ışık oyunları görülebiliyordu ve üç buçuk geçtiğinde sicim gibi bir yağmur bastırdı
O anda köylülerin sevinci görülmeye değerdi, yağmurun altında halaya tutuştular ıslıklar sevinç nağraları havada uçuşuyordu
Ben mi
Bense insanlara yardımcı olmuş olabilmenin verdiği huşu duygusuyla sessizce geri dönüş yolculuğuna koyulmuştum bile

1 cevap on “Valiziyle Gelen Adam

yorum