pandemide unutmak ve hafıza üzerine

son zamanlarda herkesten aynı şeyi duymaya başladım, “unutuyorum” bunun pandemi ile bir ilgisi olmalı, koronaya yakalanmış olsun veya olmasın genelleme yapacak sayıda çok kişi bundan muzdarip, peki neden unutmaya başlıyoruz

hafıza beyinde hipokampus denen noktada depolanır ve zihnin bilinen depolama hafıza kapasitesi 2,5 milyon GB dır, bilmem kaç bilgisayar harddiski büyüklüğünde bir yapı, bunca donanıma rağmen neden unutkanlık yaşıyoruz, pandemi ile birlikte bir çok kişiden bunu duymaya başladım, hatta en son izlediğim bir programda sunucu bahsini edeceği kişinin adını unuttu ve pandemiden sonra bunu çok sık yaşadığını dile getirdi, bu konuyu merak edip araştırmaya karar verdim ancak öncelikle hafızayı tanımamız gerekiyor

hafıza

insanı hayvandan ayıran en önemli özellik nedir diye sorulsa hiç düşünmeden zeka cevabı verilir, ancak aslında cevap zeka değil hafıza olmalıdır, zeka hafızamız sayesinde sahip olduğumuz seçme yeteneğidir, bu konu biraz derin daha sonra gireriz…

doğayı inceleyin, her canlının belirgin bir savunma mekanizması var, kartalların pençeleri aslanların dişleri, yılanların zehirleri veya gergedanların boynuzları var. Tabiatta her canlı belirgin bir savunma silahıyla donatılmışken insanda bu tür bir savunma gereci yoktur.

hatta şöyle düşünün doğada memeliler aleminde kürkünü zamanla yitirerek, başka canlıların postunu üstüne geçiren bir canlı var mı veya başka bir hayvanı binek olarak kullanan bir canlı, bu yönüyle çok ilginç bir tür olan homosapiens aslında biraz Bernard yengecini anımsatmaktadır, Bernard yengeci denizin dibinde bulduğu salyangoz kabuklarının içinde yaşar, bağımsız bir hayat süremez, insaoğlunun günümüzdeki otomobiline olan bağımlılığı bana Bernard yengecinin deniz kabuğuna olan bağlantısını anımsatır hep

özetlemek gerekirse, arkaik dönemlerde hayvanlarla mukayese ettiğimizde, insan görünürde oldukça zayıf ve cılızdır, kendinden büyük yırtıcı hayvanlardan köşe bucak kaçan savunasız bir hominid görünümü çizmektedir, fakat görünüş sizi yanıltmasın

evet diğer hayvanların belki dişleri, sivri tırknakları veya boynuzları hatta zehirleri vardı, ancak hiçbirinin hafıza kapasitesi insanınki kadar geniş değildi, insan bu sayede mağarasından çıktığı anda ayının hangi taraftan çıkacağını, dere yatağının hangi yönde kaldığını, dalında bal sarkan ağacın nerede olduğunu veya sulu meyveleri olan ağacın ne tarafa düştüğünü hafızasına kazıyabiliyor ve mağarasından çıktığı anda hiç zaman kaybetmeden derhal gidip ihtiyaçlarını karşılıyordu

bu türden avantajları olan hafızada tutabilme yetisi kulağa basit gibi gelebilir ancak insan dimağını diğer hayvanlardan ayıran en önemli özellik yakın ve uzak zamanlı hafızaya sahip oluşu, dün ne yediğini hatırlarken gözünde canlandırabiliyor olmasıdır evet bütün hayvanlar hafızaya sahiptir fakat hayvan hafızası koşullanma ve ödül ile çalışır bizimkisiyle mukayese edilemeyecek kadar ilkeldir

ilk zamanlar sadece kendimizi korumak amacıyla kullandığımız bu yeteneğimiz zamanla kümülatif bilgi birikimiyle hayvanlar aleminde eşi görülmemiş supra güçlü bir donanım haline gelecek ve tabiata hakim olabilmeyi mümkün kılacaktı, düşünebiliyormusunuz taşlara resim çizen mağara insanlarından görüntülü telefonlar ile konuşan modern insana. Bu nasıl mümkün oldu, hafıza ve kümülatif bilgi ile

ancak burada vurgulamak istediğimiz şey telefonu bulması değil tabi ki, insanın ayırt edici özelliği doğaya hakim olması, eskiden köşebucak kaçtığı yırtıcı hayvanları şimdi kafesler içerisinde “hayvanat bahçesi” adını verdiği yerlerde sergiliyor olması

hafızanın getirileri

ancak kelebek kanatlarına baykuş bakışı nakşedebilen tabiatın hiç hesaplanmayan bir kendini dengeleme sistemi vardır detaylarına başka zaman gireceğim “baby bomb” yani 1940lardaki bebek patlaması denilen süreç, nüfusun birden bire dört katlanması ve doğaya çoktan hakimiyet kurmuş homosapiensin bu sefer kendi içerisinde hakimiyet mücadelesi ve hırs ile toprağı gözden çıkarışı

doğanın garip bir oyunu gibi bu virüs, gerçekten marsa araç gönderebilecek tenolojiye sahip olduğu bir esnada salgına ilaç geliştirememesi, tüm faaliyetlerin durma noktasına gelmesi, evlere kapanmamız sosyal faaliyetlerin minimuma inmesi ve güzelden hafızamızın yavaşlaması

(bu arada dip not, aşı tam olarak bir ilaç sayılmaz zira aşırı antikor boost ediyor vücudu bir şekilde kandırıyor…)

ne kadar enteresan değil mi, mağara duvarlarına bizon resimleri çizen adamlardan çokta farklı değiliz şuan

ve tabiata hakim olmayı mümkün kılan hatırlama yeteneğimizin yavaşlaması çok manidar çok

herneyse işin edebi kısmında çok fazla oyalanmadan bu topluca unutma eğilimimiz hakkında bir kaç düşüncem var onu sizinle paylaşmak istiyorum, öncelikle bahsettiğimiz gibi hafıza beyinde hipokampüs denilen yerde depolanır, hafıza renklerle kokularla, şekillerle çalışır

fotografik hafızamız pandemi döneminde sürekli aynı mekanlarda, belirli rutin işlerle meşgul olduğumuzdan dolayı bir çok şeyi “aynı” varsayıp siliyor gibi geliyor bana, yani virüsten önceki yaşantımızı düşünürsek çok farklı mekanda, çok farklı faaliyetlerle meşgul oluyorduk, yani hayatlarımızda daha fazla “yeni” olgusunu taşıyan şeyler vardı

ancak aktivite çeşitliliğimiz azaldı ve kadranı yavaşlamış saat gibi artık sadece evlerimizde veya belirli yerlerde zaman geçiriyoruz, toplu olarak hiçbirşey yapmıyor ve hiçbirşey düşünmüyoruz, o denli otomatiğe bağlamış durumdayız ki beyinde hipokampüs artık kendisine ihtiyaç duyulmadığını düşünüp şartelleri indirmiş olabilir

herkesin toplu şekilde hiçbirşey yapmaması eylemi

dediğim gibi bu sürekli maruz kalınan türden “aynılık” bir süre sonra unutmalara kapı açıyor, hafıza sürekli aynı rutin içerisinde kayda değer birşey göremiyor ve yavaşlıyor bir başka deyişle beyindeki Şuur ve Hatıra Bakanlığına verilen ödenekler kısılıyor ve isimleri hatırlamakta eski şeyleri hatırlamakta güçlük yaşıyoruz, çünkü hipokampüs atıl durumda bırakılalı bir buçuk yıl oldu

ne yapmalı

ne yapmalı sorusunun cevabı her zamanki gibi klasik daha fazla mekan değiştirmeli, kitap okumalı yeni şeyler filan yapmalı ancak aslında önemli olan ne yapmamalı, kesinlikle televizyon ve telefon gibi beyni saman balyasına çeviren şeylerle fazla zaman geçirmemeliyiz çünkü dikkat ettiyseniz televizyonu kapattığınızda izlediğiniz şeylerden geriye aklınızda pek birşey kalmıyor ve beyni gerçekten tembelleştiriyor, evlere tıkılıp kaldığımız bu dönemde evde yapacak en iyi şeyin bu olduğu düşünülür genel kanı itibariyle ancak insana bir incir çekirdeği kadar birşey katmadığı aşikardır, inanın televizyonun önüne bir yağlıboya tablosu koyup saatlece onu izleseniz daha yararlı olacaktır

2 thoughts on “pandemide unutmak ve hafıza üzerine

Leave a Comment