televizyonlar kapatılmadığı sürece toplum değişmeyecekti

Bildiğiniz üzere sadece Türkiyede değil, dünyanın bir çok yerinde anormal süreli hükümetler ve daha önce benzeri görülmemiş propoganda çeşitleri ortaya çıkmaya başlıyor, doğası gereği yönetimin tekelde toplandığı bu iktidarların ortadoğu coğrafyasında görülen kısmına önceleri Arap baharı rejimleri denilirdi. Bu iklim değişikliğinin sadece ortadoğu ülkelerine has bir durum olduğu düşünülüyordu, hatta bazı batılı ülkeler bunun için akademik çalışmalar dahi başlatmıştı; genellikle yönetimlerin tek bir otoritede toplanma eğilimi gösterdiği bu tür hükümetlerde din ve “şanlı tarih” olguları siyasetin ortak noktaları olarak karşımıza çıkıyor, fakat tarih ve din vurgusu yapıldığına bakmayın, çerçeveye uzaktan bakıldığında bu gibi iktidarların modern teknolojinin nimetlerini, kitle yönetimi konusunda ilk elden nasıl kullandığı görüyor ve şaşırıyorsunuz

Evet ne demiştik, bu yönetimlerin ortadoğuya has bir gelenek veya bir eğilim olduğu düşünülüyordu fakat zaman geçtikçe daha doğrusu batıda da zamanla seçimler yaşandıkça görülmeye başlandı ki bu siyasi eğilim sadece bazı ülkelere has bir durum değil, dünyada eş zamanlı olarak kendini göstermeye başlayan bir eğilimin devamı niteliğindeydi

peki neydi bu davranış değişikliğinin sebebi..

Bildiğiniz üzere teknoloji doksanlardan bu yana oldukça gelişti, telefonlar, bilgisayarlar internet ve aklımıza dahi gelmeyen onlarca yenilik hayatımıza girdi, her ne kadar hayatlarımızı kolaylaştırmak ve bize birşeyler katmak idealleri üzerinden gelişimini sürdürüyor olsa da, sorgulamayı bırakarak kullandığımız bu yenilikler aslında bireysel ve toplumsal davranış değişimlerinin temelini atmıştı

son 30 yılda gelişen yeni bir durum siyasi hipnoz

mevcut iktidarlar doğal veya doğal olmayan süreçlerle, yönetimleri her kademede tekele almaya başlıyor, son yıllarda değişen propoganda araçları ile kendilerini sürekli gündemde tutmakla meşgul oluyorlar, öyle ki görev sürelerinin, hatta devletin kaynaklarının büyük kısmını artık bu işler için harcamaya başlıyor

yani reklam

karşılarında herhangi bir denetim mekanizması da olmayınca , artık bir yerden sonra yapmaktan çok yapmış gibi görünmek seçmenleri kazanmak için yetiyor ve devletin bütün olanaklarını ellerinde bulundurdukları için iktidar süreleri doğal olarak uzuyor

ancak nereden bakılırsa, bu durum, demokrasinin doğasına aykırı birşeydir, tabi demokrasi denilen şeyi önemsiyorsak, kitle iletişim araçlarının yüzde sekseninin aynı cümleleri konuşması, yeni fikir ve görüşlerin ortaya çıkmasına olanak tanımazken, sürekli sanal bir gerçeklik içerisinde yaşamaya çalışan toplum kuşkusuz her anlamda gerilemeye başlıyor

Eski Amerikan başkanı Trump’ı hatırlayalım , Trump başkanlık vizyonu olmayan, şovmeni izlenimi yaratan, komik bir adamdı, siyasetçi veya herhangi bir ülkeye başkan olabilecek biri değildi ve herkes bunun farkındaydı peki bu adam nasıl başkan oldu hatırlayalım

hatırlayacağınız gibi Facebook’un reklam istatistikleri adı altında kullanıcı demografi ve politik eğilimlerini veri tabanında depoladığı ve şeçimlerde bunları SATTIĞI farkedilmişti, çok geçmeden Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg mahkemeye çağırıldı, yani kısaca Trump çok da organik olmayan yollarla başkan seçildiği tescillenmişti

basit bir sosyal medya sitesi, insanların boş zamanlarında takıldıkları masumane site, bir ülkenin seçimlerine müdahale edebiliyor

bu durum öğrenildiğinde yargı da ne yapacağını şaşırmıştı, haberlerde biz de takip etmiştik, çünkü yeni bir olgu, siyaset tarihinde önceden görülmemiş bir şeydi

aslına bakarsanız Mark Zuckerberg‘in ne kadar zengin olduğu konusunda herhangi bir fikrim olmasa da, bana garip gelen şey, ondan daha büyük ve zengin şirketlerin var olduğu ve onların seçimlere hiçbir şekilde bulaşmamaları, ki o şirketler de bu seçimlere müdahale etmiş olsalardı sonuçlar nasıl olurdu acaba diye düşünüyor insan, örneğin Apple Microsoft Google hayal edebiliyor musunuz her firmanın kendi adayı olduğunu ve marka bazlı bir seçim yaşandığını ancak görünen o ki bu saydığımız şirketler için seçim ve isim pek önemli değil

işin bir farklı boyutu da trump, seçimi kaybettikten sonra ayak sürüyüp, hala yetkileri devam ediyormuş gibi mesajlarpaylaşmaya başlayınca işe Twitter (şirket) olaya el koymuştu ve neredeyse Trumpun tek halkla iletişim kanalı olan resmi twitter hesabını kapatmıştı, yani trump facebookla gelip twitterla gitti gibi birşey oldu

burada bizi ilgilendiren cümle şu, Trump zamane teknolojinin nimetlerini kullanarak seçimi kazanmıştı

Batıdaki diğer hükümetler için de durum farklı değil, mevzu iktidara gelmek olduğunda en hümanist, en çiçekler saçan aday bile her yolu denemeye başlıyor ve sonucu yine de milli irade dedikleri şey beliyor, en azından öyle olması gerekiyor

fakat milli irade tam olarak nedir, nerededir

sen seçmeni ne ile beslersen o da mahsül olarak onu verir, aklıma ilk gelen örnek olduğu için böyle göstereyim, misal egede sulak yerlerde büyükbaş hayvanlar arada bir anason yerler ve bariz şekilde farkedersin ki buranın ineğinin sütünde farklı bir koku, farklı bir tat var, anason ineğin sütüne kadar sinmiş, çünkü bu hayvan böyle beslenmiş, böyle mahsül vermiştir, vatandaşa da hergün aynı konuları gündem yapar ve sürekli tekrar eden mevzular hakkında onlarca kişiyi çıkartır aynı cümleyi farklı kelimelerle defalarca konuşturursan bir süre sonra insanlardaki gerçeklik algısı değişir ve tek problemlerinin gerçekten sadece o televizyonda gördükleri olduğuna inanmaya başlarlar

seçmeni beslemek terimi çok da eski bir tabir olmasa gerek, zira eskiden icraatler ve vaatler seçimlere yön verirken şuan kafamızı çevirdiğimiz her ekran doğrudan veya dolaylı olarak bir siyasi propoganda aracına dönüşmüş durumda, haberler, diziler, taraflı programlar, reklamla öne çıkarılmış sponsorlu içerikler, üçüncü parti sağlayıcılar , kabul ettiğimiz çerezler vs...

televizyondan ve twitterdan ülke yönetmek

hatta şöyle söyliyelim, ülkemizde son yıllarda televizyondan ve twitterdan devlet yönetmek diye bir olgu gelişmeye başladı ki üzerine saatlerce konuşmak mümkündür, ancak ben, günlük kullandığımız edavatların normal bir vatandaşın bilincine zamanla nasıl tesir ettiğini ve nasıl mantık denilen yetiyi egale ettiğiyle daha fazla ilgileniyorum, zira burada olayın büyük kısmı kişinin kendi iradesi belirliyor

Yakın geçmişe baktığımızda televizyon yayıncılığının çok kanallı yayına geçmesi ve ufak dokunuşlarla siyasi mesaj içeren yayınlar yapması görece yeni bir olgudur, doksanlarda karşımıza çıkan bu yöntem zamanla o kadar gelişmiştir ki şuan her siyasi tarafın kendine ait kanalı yayındadır

bu işin bir kısmını televizyon oluştururken diğer bir kısmını internet oluşturuyor, ancak kabul edilmelidir ki seçmen yaş ortalaması ve internet yaygınlığı düşünüldüğünde türkiyede televizyon tartışmasız en büyük propoganda aletidir, Anahaberleriyle, süregelen tartışma programlarıyla ve dizi veya filmlerle..

dediğimiz gibi siyasi perspektiften bakıldığında internet henüz çok yeni bir olgudur, ancak her ne kadar yeni de olsa dünya genelinde doğrudan iletişim bakanlıklarının tekeline verildiği için, iktidarların doğrudan veya dolaylı olarak veri akışını takip etmelerine ve hatta müdahale etmelerine olanak sağlamaktadır

şuan her ne kadar belirli yaş aralığı kullanılıyor olsa da, bahsettiğimiz ranjlar içerisinde, internet, kitle yönetimi aracı olarak etkili kullanılmaktadır, bir turnasol kağıdı misali internet yoluyla anlık eğilimler ve kullanıcı davranışları takip edilebilmekte, güvenlik adı altında muhalif sesler kısılabilmekte ve istenilen site veya hesap yasaklanabilmektedir, dolayısıyla bir müddet sonra muhalif vatandaşlarda oluşan çekinceden ötürü bir sessizlik ortamı oluşmakta ve tabi ki bu durum yine iktidarların işine yaramaktadır

velhasılı kitle iletişim artık iktidar demektir

bu tek sesli durum sadece bizim ülkemize has bir durum değil Rusya, Amerika, arap ülkeleri hep aynı ağacın meyvelerinden faydalanıyorlar ve bu, dünya siysetinde son 30 yılda yaşanan bu topyekün değişimi başka şekilde izah etmek mümkün değil

elbetteki konu demokrasi olduğu için bunu sorguluyoruz ki CUMHURİYET olgusunun tarihte ilk belirdiği anlardan itibaren yani roma senatosundan beri düşünecek olursak şuan aklıbaşında bir insanın, fikirlerini ve kararlarını doğrudan etkileyecek birçok dışsal etken bunuluyor dediğim hangi ekrana bakarsanız bakın telefon televizyon bilgiayar hepsi bir propoganda aracına dönüşmüş durumda, hal böyle olunca birşeyleri yeniden isimlendirmek oturup konuşmak gerekiyor

o zaman izleme kardeşim sen de televizyon melevizyon !

işte aslında bu yazıda tam da gelmek istediğim nokta burası, günlük hayatlarımızda rutine bağladığımız bazı şeyleri yeniden gözden geçirmek zorundayız, gerçekten eskiden olup şimdi olmayan veya tam tersi eskiden olmayan fakat şimdi kendimizi içinde bulduğumuz ne var bunları oturup düşünmeliyiz

ve düşündükten sonra şu sonuca varmalıyız, kitle iletişim ile aramıza mesafe koymazsak, kitlenin içerisinde kaybolur gideriz, bir bireyin kendine ait fikirleri kendine ait düşüncesi bir ufku olmalı, herkesin bir çözüm önerisi olmalı benzersiz

işte bu yüzden televizyonlarımızın fişlerini çekmenin zamanı geldiğini düşünüyorum

 

yorum