Topraklarımız bizim geleceğiniz, madenlere hayır

bu bir farkındalık duyurusudur

sevgili arkadaşlar

haberlerde sıkça gördüğünüz ve belki de çok fazla duyduğumuz için artık anlamını kaybetmeye başlayan bir husus hakkında sizlere bazı şeyler söylemek istiyorum, Türkçe lisanınyla konuşan ve şuan bu yazıyı okuyan her bireyin anlayacağı şekilde yazmaya çalışacağım

öncelikle hatırladığım yerlerden itibaren yazayım, biraz eskiye doksanlara gitmek istiyorum, Ülkemiz birtakım ekomonik sıkıntılar yaşadı, devalüasyonlar, enflasyonlar, ambargolar yaşadı, fakat bunlara rağmen hiçbir zaman dağı taşı satışa çıkararak, kurumları özelleştirerek günü kurtarma gayesine düşmedi, hazırı yiyerek ülkenin dağını taşını plajlarını, koylarını, sağlık sektörünü, ulaşım yollarını satışa çıkarma yoluna gitmedi

bu edebi girişi yaptıktan sonra lafı fazla uzatmadan şu an içerisinde bulunduğumuz durumu arz etmek istiyorum, ülkemizde bildiğiniz gibi birtakım insanlar maden şirketlerini protesto ediyor, pankartlar açıyor, konuşmalar yapıyorlar..

Şimdi olayı size şimdiye kadar görmediğiniz bir perspektiften anlatmak istiyorum, hani iki üç kişinin anlamasına vesile olursam en azından vatandaşlık görevimi yapmış olurum, ileride gelecek nesiller “cennet ülkemizi, üzerinden ot bitmeyen marsın yüzeyine çevirirlerken neden sesini çıkarmadın” diye sorarlarsa diyecek birşeyim olsun..

anlatıyorum

Madenlerimiz cumhuriyetin kurulduğu günden beri «DEVLETÇİLİK» ilkesi doğrultusunda sadece devlet kurumlarına veya bir kaç yerli iştiraka açıktı, yabancılar tarafından maden aranması ve işletilmesi yasaktı fakat gel gör ki 2004 yılında madencilik yasasında ansızın yapılan bir değişiklikle, yasa yabancılara maden arama ve işletme izni verebilecek şekilde değiştirildi

sevgili arkadaşlar bu değişiklikten sonra ne oldu, bunu anlatmadan önce değerli metal madenciliğiyle ilgili yüzeysel bir bilgi vermek istiyorum, aslında öyle zannettiğiniz kadar karmaşık bir süreç değil, dünyada her coğrafyada ve her toprakta altın, bakır vs benzeri metaller zerrecikler halinde bulunur ve altının topraktan ayrıştırılması sadece bir kimyasala bakar, bütün mevzu ekonomisi dar boğaza girmiş ihalelerle topraklarını satışa çıkarmış bir ülke bulmakla başlıyor, hikayenin geri kalanını biliyorsunuz, ben size bilmediğiniz yerleri yazacağım

ülkemizdeki maden şirketleri genellikle Kanada Amerika menşeilidir ve büyük büyük büyük isimlere ait şirketlerdir. İşin ilginç yanı, bu şirketler kendi ülkelerinde de altın çıkarabilirler ancak kendi yasaları buna izin vermediği için arama yapamazlar ve genellikle üçüncü dünya ülkelerine sarkıntılık etmeye başlarlar, afrika, sahra altı ülkeleri, güney asya ülkeleri ve aklınıza gelecek bütün gariban ülkelere baktığınızda bu maden şirketelerinin orada olduğunu görürsünüz

Biz fotoğrafın neresindeyiz

Anahtar Cümle: devletimiz bu madenlerden hiçbir şey kazanmıyor, geriye posası atılmış zehirli toprak kalıyor

Öncelikle Karikatür Cumhuriyetinde bu sürecin nasıl işlediğini size anlatıyım ve neden bu kadar çabaladığımızı bir nebze görmüş olun

film şöyle başlıyor bir şirket bakanlığa şurada maden araması yapacağım dediğinde ve gerekli evrakları hazır ettiğinde, o şirkete hibeler veriliyor (dakka bir gol bir) tabi yasaya şöyle bir şart koyulmuş “maden çıkardığınızda onun %2’sini devlete getireceksiniz”

şimdi dikkat, maden açacaksın ancak çıkarttığın madenin yüzde ikisini bana getireceksin deniyor ya, eğer maden çıkarılmaya başlanırsa bu bahsedilen yüzde iki devletin en başta verdiği hibeleri karşılamıyor bile, yani kısacası, devlet o semblik olarak belirttiği %2 getiri kısmından birşey kazanmıyor, herşey minare kılıf hesabı, göstermelik elde birşey olsun diye yazılmış ve gerçekten bu işlerin içine girince devlet özel şirketler tarafından mı yönetiliyor sorusunu ister istemez sormaya başlıyorsunuz, zira neredeyse her maden işletme girişiminde topraklarımız zehirlendiği ile kalıyor, Burada dönen hukuki formalitelerden, çed raporları muhabbetinden, alicengiz oyunlarından hiç bahsetmiyorum bile

Kısacası madenler maddi anlamda sana bana tek kürdan çöpü kazandırmıyor

peki kimse kazanmıyorsa neden bu madenlere izin veriliyor dediğinizi duyar gibiyim, biraz araştırdığınızda filmin bir yerinde hep karşınıza çıkıyor Amcaoğulları ltd. şti...

arkadaşlar çok farklı yerlerde, farklı dünyalarda yaşıyor olabiliriz, ancak hepimizin ortak noktası geleceğimizin topraklara bağlı olduğu gerçeğidir, özellikle bu son dönemlerde gördük ki toprağımız, sularımız, tarımımız, sağlıklı gıdaya ulaşma hakkımız, herşeyden önemli

lütfe inceleyin=> http://bit.ly/madenler11
seyret => https://www.youtube.com/watch?v=5qdYFp_ZOXg

ülkemiz şuanda işgal altında desem belki abartmış olmam, ülkemiz sınırlarında yaşayan her bireye sorma şansınız olsa göreceksiniz ki tek bir insan evladı kendi toprağı üzerinde kimyasallı madencilik istemiyor, milleti temsil etmesi gereken vekiller ekseriyetle kendi menfaatleri doğrultusunda hareket ediyor ve memleketin yararına olmayan herşeyi yasalaştırabiliyor

ülkemizde madenciliğe karşı bir duruşumuz bir fikrimiz olmalı, çevremizi bu konuda bilinçlendirmeliyiz, seçimler yaklaşıyor, seçimlerde adaylardan bu sorunun çözümü konusunda taahhütler isteyebilmemiz için bu konudan olabildiğince fazla kişinin haberdar olması gerekiyor, lütfen duyarlı olalım

yorum